İğneli epilasyonda hız, hijyen ve düzen
Dakikada çekilen kıl sayısı neyi gösterir, hijyen neden şarttır, ev bakımı ve seans düzeni süreci nasıl etkiler? Uygulamanın dört temel başlığı.
BLOG
· Ece Yıldırım
Salona gelen sorulardan biri de şu: “Lazer yaptırdım ama tüylerim azalmadı, hatta arttı gibi. Bu mümkün mü?” Kısa karşılığı: evet, bu bilinen bir durum ve bir adı var — paradoksal hipertrikoz.
Adı yabancı gelse de anlattığı şey basit: ışıkla çalışan bir epilasyon uygulamasından sonra, işlem görmüş bölgede ya da hemen çevresinde tüylerin sayıca artması, kalınlaşması veya koyulaşması. “Paradoksal” denmesinin sebebi, beklenenin tersi bir yönde ilerlemesi.
Hayır. Işıkla çalışan yöntemlerde seyrek görülen bir durum olarak tanımlanıyor. Ama seyrek olması, karşılaşan kişi için sorunun küçüldüğü anlamına gelmiyor: aylarca seansa gidip beklediğinin tersiyle karşılaşmak yorucu bir deneyim.
Bu yazının amacı bir yöntemi kötülemek değil. Lazer epilasyon kendi ilkesiyle çalışan yaygın bir yöntem ve pek çok kişide beklendiği gibi ilerliyor. Konuşulması gereken şey, ilerlemediğinde ne olduğu.
Bu durumun mekanizması tam olarak bilinmiyor. Literatürde öne sürülen açıklamalar şu başlıklarda toplanıyor:
Bu açıklamaların hiçbiri herkes için geçerli tek bir sebep ortaya koymuyor. Kişiden kişiye değişiyor.
Yayınlarda şu başlıklar sık geçiyor:
Bu bir liste olarak okunmamalı: bu başlıklardan birine girmek durumun görüleceği anlamına gelmediği gibi, hiçbirine girmemek görülmeyeceği anlamına da gelmiyor.
Tüylenmede artış fark ettiyseniz, ilk adım bunun nereden geldiğini anlamaktır. Hormonal bir etken söz konusu olabilir ve bu bir güzellik salonunun değerlendirme alanının dışındadır.
Bu yüzden, tüylenmede belirgin bir artış tarif eden danışanlarımıza öncelikle bir hekime başvurmalarını öneriyoruz. Altta yatan bir durum varsa o değerlendirilmeden yapılan hiçbir plan sağlıklı olmaz. Cilt ve kıl yapınıza dair bizim yaptığımız değerlendirme, hekim değerlendirmesinin yerini tutmaz — yanına eklenir.
İki yöntem farklı ilkelerle çalışıyor. Işıkla çalışan yöntemler kıldaki pigmenti hedef alır; iğneli epilasyonda ise kılın kendi kanalına ince bir iğne yerleştirilir ve o noktaya düşük seviyeli akım verilir. Yani süreç kılın rengine değil, kılın bulunduğu yere dayanır.
Pratikte bunun anlamı şu: açık renkli, ince ya da tüy niteliğindeki kıllar da uygulama kapsamına girebiliyor. Kıl kökleri ayrı ayrı ele alındığı için de bölgenin tamamına tek atışta enerji verilmiyor.
Bu, iğneli epilasyonun her durum için karşılık olduğu anlamına gelmez. Sizin durumunuzda uygun olup olmadığı, ancak ön görüşmedeki değerlendirmeyle konuşulabilir. İki yöntemin işleyiş farkını ayrıntılı olarak İğneli epilasyon ve lazer: yöntem farkları yazısında ele aldık.
Geçmişte lazer ya da başka bir epilasyon yöntemi denemiş olmak, ön görüşmede konuşulan başlıklardan biridir. Şunları bilmek işimizi kolaylaştırır:
Bu bilgiler, bölgenin bugünkü durumunu okumayı kolaylaştırır. Ön görüşmede nelerin konuşulduğunu İlk görüşmede neler konuşulur? yazısında anlattık.
Lazer sonrası tüylenmede artış, adı konmuş ve bilinen bir durumdur; yaşayan kişinin bir yanılgısı değildir. Seyrek görülür, sebebi kişiye göre değişir ve önce altta yatan bir etken olup olmadığının araştırılması gerekir.
Sonrasında nasıl ilerleneceği ise bölgeye, kıl yapısına ve hekim değerlendirmesine göre konuşulur. Yöntemin işleyişini baştan okumak isterseniz İğneli Epilasyon sayfasına bakabilirsiniz.
DEVAMI
Dakikada çekilen kıl sayısı neyi gösterir, hijyen neden şarttır, ev bakımı ve seans düzeni süreci nasıl etkiler? Uygulamanın dört temel başlığı.
İki yöntem farklı fiziksel ilkelerle çalışır. Işığın ve akımın işleyişi, kıl rengiyle ilişkisi ve uygulama alanı bakımından aradaki farklar.